Yargısız infazda üstümüze yok...

Yayın Tarihi: 28/02/25 05:00
okuma süresi: 6 dak.

Türkiye’deki çirkin siyaset bizim üzerimize de sıçradı...

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim üzerinden türlü senaryolar yazılıp sahneye konuluyor!

Aslında konu en çok da bizi ilgilendiriyor...

Serim’in yıllar önce KKTC’li iş insanları ile ilişkileri!

Özellikle de Halil Falyalı ile ilişkiler ön plana çıkıyor...

Elde avuçta bir kanıt yok ama bu konuda ciddi bir ısrar var!

...

Şimdi sormak gerek...

KKTC’de siyasetçi olup da Falyalı ile ilişkisi olan hiç mi yok!

Rahmetli bir telefon ile neredeyse bakanlar kurulunu yanına topluyordu...

Hele de seçim öncelerinde maddi ve manevi destekleri sokaktaki çocuklar bile biliyor!

Büyükelçi’ye Falyalı üzerinden yüklenmek, bir takım suçlamalarda bulunmak absürt olaydan başka bir şey değildir!

...

Hatırlarsanız Büyükelçi Serim daha geldiği ilk günden beri bir takım suçlamalara maruz kaldı...

GAÜ ve Falyalı ile iddialar yapılmaya başlandı ama iddialarla ilgili tek bir resmi açıklama yapılmadı!

Kendisine bu köşeden defalarca çağrıda bulunduk...

Adı sanı duyulmamış ufak tefek dernekleri ziyaret ya da kabul ediyordu ama iş medyaya gelince belli ki soğuk bakıyordu!

Sonuçta yaşananlar geçmişte yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır...

Şu anda yapılan yargısız infazların birinci sorumlusu da medya ile iletişim eskiliği yaratanlardır!

...

Medya Etik Kurulu’nu önemsiyoruz...

Aldığı kararları da öyle!

Görevleri kınamak, kınıyorlar konu kapanıyor...

Yaptırım güçleri filan yok!

Medyada artık etiğin metiğin kalmadığı ortada...

Sözde gazete adı altında tetikçi medyası oluşmuş, ya da tetikçi mafyası da diyebilirsiniz onlara!

Yüzsüzler ordusu...

Kınamaktan filan da anlamazlar çünkü yüzleri yok!

...

Medya Etik Kurulu bir şekilde görevini yapıyor ama kurulun daha etkin olması kim bilir medyaya bir çeki düzen getirebilir...

Onun içindir yöneticiler yaptırım gücü olması açısından pek ala ki devlet erkanını ziyaret edip ciddi kararlar almalarını sağlayabilirler!

Aksi halde sözde medya uçup gidiyor...

Hem de kıra döke!

Gittiği yere kadar...

Bugün sana yarın bana kuralını da unutmamak gerekir!

Bu arada yaptırım gücü olan kurul kararları en fazla siyasilerin işine yarayacaktır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın...

...

Konu internet medyası olunca burada ciddi bir sıkıntı yaşanıyor...

Yayınlanan haberler yıllarca internette kaldığı için bilgiler süreklilik kazanıyor!

Yıllar önce işlenen hafi suçlar bile bir tuşa basmakla karşınıza geliyor...

Konuyla ilgili okuyucu ve kamuoyundan da bir takım istekler gelmeye başladı!

İşlenen en küçük bir suçun sonsuza kadar yayında kalmaması için...

Peki neymiş unutulma hakkı;

“Unutulma hakkı, kişinin geçmişte yaşadığı bir olaya ilişkin haber, fotoğraf, görüntü ses veya video kaydının internet üzerinde yapılan yayınlar vasıtasıyla kamuoyuna yansıması nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilmesini amaçlamaktadır. Örneğin, geçmişte haber değeri olduğu için basın özgürlüğü kapsamında yayınlanan bir olaya ilişkin haberde adı geçen kişi, güncelliği ve kamu yararı kalmadığı için hakkındaki haber içeriğinin internetten kaldırılmasını veya habere erişimin engellenmesini isteyebilir.

Unutulma hakkı, Anayasa ve yasalarda açıkça düzenlenmemiş olup hukuki kaynağını aşağıda belirttiğimiz yargısal içtihatlardan almaktadır...”

...

İhaleler niye şaibeli!

“İhalenin iptal gerekçesi gazete de yazılı sure ise bu rekabet kurulunun konusu değildir. İdarenin ve MİK " in sorumluluk sahasındaki bir konudur.

MİK  in ve idarenin bu eksik teklif süresi varken neden düzeltme yapmadığının da soruşturulması gerekir.

 Rekabet kurulunun bu sürecin rekabeti neden olumsuz etkilediği konusunda istinatı olmadan veya MİK’in aldığı kararın diğer katılımcının hakkının yenmesine neden olmadıysa iptal yetkisi yoktur.

MİK' in de bu konuda tavır ve sorumluluk alması gerekir.

Bu konu neden önemli?

Rekabet kurulu kendi yetkisinde olmayan gerekçelerle ve kamusal yararı göz ardı ederek yetki dışı kararlar alarak ihaleleri iptal etmesi doğru değildi. İhaleler bu nedenle şaibeli olmaktadır.

Asım Özer döneminde rekabet kurulu böyle uyduruk kararlar alamazdı.

Çünkü MİK kendi sorumluluğunu, eşit muameleyi ve rekabeti gözetmeyen yasaya uygun olmayan ihale dosyalarını ret ederdi...”

(Ayer YARKINER)

...

Bebek Katili ‘sayın’ oldu…

Son 40 yılda on binlerce kişi katledildi…

Başta bebek ve yaşlılar!

Öğretmenler, öğrenciler, asker ve polisler…

Lakabı da ‘bebek katili’ne çıktı!

Türkiye’de şimdi demokrasi nutukları atılıyor…

Terör son bulacakmış!

Ülkeye barış gelecekmiş, falan, filan…

Terörist başı PKK’ya silah bırakması için çağrı yapıyor!

PKK’nın artık sadece terör örgütü olmadığını uyuşturucu ve kaçakçılık dahil şirketleştiğini bilmiyormuş gibi…

En çok da neye içerliyoruz biliyor musunuz?

TBMM’deki birtakım vekillerin kendisine ‘sayın’ olarak hitap etmesine…

Türkiye bir yerlere sürükleniyor ama büyük ihtimalle nereye olduğunu kendisi de bilmiyor!


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Levent ÖZADAM yazıları