“Artık sindirildik" dedi…

Yayın Tarihi: 26/02/25 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Komşu kadınla asansöre bindik. Dil alışkanlığı nasılsınız diye sordum, kadın nasıl olalım dedi. Bu ülkede her şey aynı pek güzel bir şey olmuyor diye konuştum; kadın “artık sindirildik” dedi. “Yavaş yavaş sindirildik, hiçbir şeye tepki vermiyoruz. Kabuğumuza sokulduk sadece olanları izliyoruz” diye ekledi. Benden yaşça büyük olan komşu kadın şu an yaşadığımızı özetledi.

Evet artık hiçbir şeye tepki vermiyoruz. En fazla Facebook’tan bir şeyler yazıp tepki veriyoruz. Onu da yapanların sayısı çok değil. Tepki gösterenlerin paylaşımlarının altına en fazla bir yorum yapıyoruz ve konu kapanıyor. Meydanları doldurmuyoruz.

Geçim sıkıntısı da öyle. Şu an bu ülkede öyle bir geçim sıkıntısı var ki dostlar başına. Hayat inanılmaz pahalı. Ucuzlaması için yeterli adımlar atılmıyor. Var mı tepki? Yok. Tepki yok. Tepki olmadığı sürece kimse kılını bile kıpırdatmaz. Ana muhalefet partisi de sadece meclis kürsüsünden haftada bir gün bilemediniz iki gün konuşma yapıyorlar. Hayat pahalılığı hakkında konuşan vekil gördünüz mü? En fazla bir kişi çıkacak ve konuşacak, nereye peki boş koltuklara. Kim dinler ya da dinlese ne olur.

Ana muhalefet partisi sendikalarla birlikte toplasın bakalım halkı meydanlara. On binlerce vatandaş eylem için meydanlara toplansa ve geçim sıkıntısı için tek yürek olsa işler farklı gelişecek. Gelin görün ki geçtiğimiz ay asgari ücret için yapılan eyleme çok az vatandaş katıldı. Hatta bir sendika başkanı bana; Özel sektör gereken tepkiyi eyleme gelerek yansıtmıyorsa ben ne yapabilirim. Bunu bu durumu kabullenemiyorum dedi.

YALNIZLAŞTIK

Bu toplumun kaderi çok acı. Bir Annan Planı dönemi yaşadık. Ülke olarak Annan Planı’na evet dersek dünyalı olacağımıza inandık, inandırıldık ve evet dedik. Rumlar hayır dedi ve ödülleri Avrupa Birliği’ne girmek oldu. Yeni sınır kapıları açılsın açıklamalarını her gün okuyoruz, şu an Rum yönetimi sınır kapılarından geçişte sürekli zorluk çıkarıyor ve “bu defalık da geç ama gelecek sefere şu belgen de olsun” ekliyor. Bizi sevmiyorlar ve istemiyorlar. Referandumdan sonra Kıbrıs Türk halkı hemen hemen hiçbir hak kazanımı elde edemedi verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. Annan Planı sonrasında toplum büyük bir depresyona yaşamış ve kendi kabuğuna çekilmiştir. O yıllardaki coşkuyu şimdi görebiliyor muyuz? Hayır.

Türkiye’den önü ardı kesilmeyen yardımlar geldi sonra ne oldu onlarda kesildi. Artık her şey olması zor projelerle gerçekleşebiliyor. İmzalayıp yapmadığımız protokoller var her hükümetin önünde. Çok şükür yine Türkiye yol okul hastane yapıyor ama gelin görün ki Kıbrıslı Türkler yalnızlaşmıştır. Bu kadar zamanda yani Annan Planı sonrasında Kıbrıslı Türklerin yaşadığı bir yalnızlaşmadır, azalmadır, eksilmedir ve tükenmedir. Şu an için Kıbrıslı Türkler umutsuz bir halde bunu yaşıyor. Azalıyor, eksiliyor ve bitiyor. Öyle bir Maliye Bakanımız var ki halkın refahı yerindedir diyebiliyor. Sanki de bu ülkede yaşamıyormuş gibi.

Sonuç olarak toplum olarak kaybediyoruz ve buna dur demiyoruz. Ölümü adeta kabullenmiş hastalar gibiyiz, mücadele etmiyoruz. Her şeyi oluruna bıraktık o nedenle olanlar oluyor ve her gün daha kötüye gidiyoruz.

*******************

Günün Sözü

"Ne kadınlar sevdim zaten yoktular, yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular, bıraksam korkudan gözleri sislenir, ne kadınlar sevdim zaten yoktular, böyle bir sevmek görülmemiştir.”

Attila İlhan


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları